11 Şubat 2012 Cumartesi

electronic supersonic

en son buralarda 'ben askere gidecem' serzenişlerinde bulunmuşum ama az önce resmen gitmediğimi farkettim. askerlik dediğin işin sonunda evleneceksen filan gidilmesi gereken bir şey, madem evlenmek gibi bi niyetim yok niye askere gidiyorum gibi kendimce bi mantık uydurdum üstüne.

bi de vazgeçtiğimi öğrenen insanlar iyi oldu ya gitmemene çok sevindim filan diyordu. sonlara doğru artık, neden seviniyorsun ki gitmediğim bu süre boyunca nası olsa yine görüşmeyeceğiz diyordum.

insanlardan çok bi sıkıldığım dönemdir şu yalnız. artık kış depresyonu diyebilir miyiz buna bilmiyorum ama haftasonu oldu mu hiç kimseyi görmeyerek, evde enstrümanlara gömülerek rehabilite olabiliyorum anca. en bi tedavi eden ilaçlarda olduğu gibi bu tedavi yönteminin de yan etkilerini yakın zamanda görmeye başlarız ya neyse.

bir de ben bu ara rüyamda niyeyse sürekli bi izmir'de buluyorum kendimi. hatta izmir'de bulmam yetmiyormuş gibi senelerdir görmediğim, eksikliğini de hiç hissetmediğim ve gün içinde hiçbir şekilde anımsamadığım insanlarla iletişim kuruyorum bu rüyalarda.

aslında ne bu gördüğüm insanları ne de izmir'i özlememiş birisi olarak baya bi süre anlam veremedim bilincimin dışında neler döndüğünü. şimdi bi sebep geldi aklıma ama bilemiyorum ne kadar olasıdır. şu dönemde hatıra niteliği taşıyabilecek mekan ve kişilerden öylesine kaçıyorum ki bu boşlukta zihnim en çok hatıra ile dolu olan izmir'i önüme çıkarıp duruyor, bu yaşadığım boşluk halini alakasız insanları gözümün önüne getirerek dolduruyor. böyle televizyonda çanak anten zamanlarında kanal bozuk çıktığı zaman arkadan diğer bi kanala ait görüntüleri silik olarak görürdük, karların altında. sanırım zihnimin ayarlarıyla oynamam gerekiyor bu ara.