sandık içi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sandık içi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Mart 2010 Cuma

bi ara sandık içi'nde ersin karabulut böyle taksiciyle, esnafla nası da muhabbet moduna geçip de tırt gözüktüğünden bahsediyordu. tabi bu sandık içinde herkes genelde kendinden bir şeyler buluyordur, ben de birazdan bahsedeceğim şeydeki tırtlıkta kendimi buldum.

bugün berbere gittiğimde (evet artık düğün hazırlığı moduna girdim), aklıma geldi böyle küçükkene abimle beraber berbere giderdik de ben pek konuşmazdım. ama içimden de derdim "bi gün abimsiz tek başıma geldiğimde görün beni asıl,hehhheeey bende ne muhabbet var o zaman göreceksiniz" diye. sonra abim olmadan ilk kez berber mekanına vardığım zaman yine pek ağzımı açmamışımdır. hatta sanmayın ki ikinci sefer biraz daha açıldım, üçüncü sefer çenem hiç kapanmadı. yok vallaha benden en fazla biykbiyk sesi çıkıyordu. (ha o ara tam ergenlikte olduğumdan hatırlıyorum, slayer filan dinliyordum, gittiğim berber de massive attack dinliyordu, yollarımız bi nebze olsun buluştuydu bu vesileyle. bi de ergenlik bunalımlarım filan vardı o zamanlar, ama bu lüzumsuz bi ayrıntı kalıyor. ayrıca ahmet kaya filan da dinliyordum, bünyem o zaman da bi ayar tutturamamış görüldüğü üzere.)

işte ben böyle konuşurken oturuşunu değiştirip, ses tonunu kalınlaştırıp eğreti bi şekilde diyaloğa giren insanlardanım. sebebini çok düşündüm neden böyledir, niçin "sonra adam ne dese beğenirsin" diyip, böyle karşımdakinin koluna filan vurup, sıcak bir ortam yaratamıyorum, sesli kahkahalar atamıyorum diye. ama sanırım ilk etapta futbol ile alakamın olmaması beni direk muhabbetin başında genel izleyici statüsünden çıkarıyor -ki futbol ile alakam olsaydı da evet ya beşiktaş ne de güzel transfer yaptı dimi, çok beğendim o transferi, ben de yapıcam ama bizim evdekiler sen bakamazsın dedikleri için yapamıyorum filan derdim herhalde.

neyse en azından derdimi anlatabilecek kadar konuşabiliyorum...