sinek saz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sinek saz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Mart 2010 Pazar

See Emily plays

aslında başka bir şey diyecektim, sonra aklıma şu diğer yazıdaki klip geldi, konu dağıldı. kendimi hababam sınıfındaki gaza gelen, kendini bi anda omuzlarda bulan hoca gibi hissettim şimdi. neyse diyeceğim şuydu ki gitaristin hatun olanı, en azından cazcı hatun olanı, ne kadar da hatun mühendisten farksız oluyormuş. olmasın bence.


yalnız bunu dedikten sonra ekşi sözlükte adını girdim de kendisinin (bkz: emily remler) 33 yaşında kalp krizinden öldüğünü öğrenince, baya ölünün arkasından konuşuyormuş gibi hissedettim. larry coryell ile evliymiş sözlükten öğrendiğimiz kadarıyla. tabi adam hayatına devam etmiş sonrasında başka birisiyle de evlenmiş. evet bi pazar sabahı ne gibi lüzumsuz işlerin peşinden koştursam bilemediğim andır bu. biraz daha araştırıp çocukları var mıymış, kaçı eski karısındanmış gibi bilgileri de edinmeye başlamadan kalkıp gideyim. 

20 Mart 2010 Cumartesi

haydi çal çal, durma çal çal, çal çal yine çal çal

sanırım yeni ve farklı bi eğitim öğretim yılına girmiş bulunuyorum bugün itibarı ile. dün böyle son gece niyetiyle banyomu yaptım yeni elbiselerimi hazırladım, ve bugün de resmi olarak dönem başladı kesinlikle.

müzik ile ilgili olarak her şey sanki önceden belirlenmiş bi yolda seyir halinde. dinlediğim mevcut şeylerden sıkılıp yeni arayışlar içerisine girmem, müzik dinlemenin şu parçayı seviyorumdan çıkıp, aa şu parçadaki şu melodi ne güzelmiş şeklinde daha bi parmakla göstermiş kadar spesifikleşmesinin ardından, shuffle'dan ayrılmam, dün akşamki fatima spar konserinde dikkatle grubu dinlemem, ve artık farklı olarak davul dışında* her şeyi net bi şekilde takip ediyor ve birbirleriyle bağlantılarını kurduğumu farketmem sonrası bugün yeni gitarımın gelmesiyle beraber son hamle de yapılmış oldu.

yaklaşık bi senedir çaldığım strat'tan sonra dolgun tonlu bi gitar çalmayı baya bi özlemişim. zamanında şunu farketmiştim ki, o an çaldığınız enstrüman neyse bi anda onun moduna bürünüyorsunuz. bunu farkettiğim zaman, lise 3'te dersanede hocanın bağlamasını çaldığım gündür. başka hiç bi enstrümanda aklıma gelmeyen parçaları anımsamıştım, hatta yanlış hatırlamıyorsam ahmet kaya'dan zülfü livaneliden bişiler çalmıştım (konu dışı not: azcık daha hafızamı zorlayınca sanki odadaki diğer hocalar da eşlik ettiydi ne güzeldi, ardından girdiğim deneme sınavı sonrası da en hayvani puanımı alıp o sınavda birinci çıkmıştım. müzik hakketen başarı getirmiş, denedik oldu :) ). neyse konudan iyicene koptum da gitarımız caz kasa olunca ve o dolgun tonu duyunca da birden çalış tarzım değişiverdi, bambaşka bişi ortaya çıktı o anda.

taşların yavaş yavaş yerine oturduğunu hissetmeye başladım sonuç olarak. bi anda sürekli bi gitar al sat ihtiyacımın, hatta daha iyisini alayım yeaa, yok şusu böyle olsun busu bilmemne olsun isteklerimden bi anda arınıverdim. yaşı kemale erince bi dinin mensubu olmaya karar veren insanlar gibi.

bi yandan alabildiğine dingin, diğer taraftan da enerjisi çok zor tükenen bu iki karakter içimde var oldukça, işin sonunda çıkacak müziğin nası olacağı konusunda çok merak içindeyim. değişik bişiler çıkacak sanırsam.

ilkokul fişlerinde dendiği gibi: çal can çal, alabildiğine gitar çal. evet zeka yaşım hala o dönemi aşamadı.